İnsanoğlu dramayı sever. Haksızlık ettiğimi düşünebilirsiniz ama kaçımız sırf ağlamak için, ağlamamıza bahane bulmak için dram dolu filmler izlemedi ki. İçimizde yükselen, tırmalayan, acıya işaret edip yaşamımızın dramlarını gözümüze sokan bir sabotajcı var. Daha önce de söylemiştim, sabotajcılarımız hep iyi bir niyete hizmet eder. Bu sabotajcı da geçmiş ya da o andaki ve hatta gelecekteki olası dramlarımızı altını çizerek her saniye bize hatırlatıp şunu yapmaya çalışır; ‘’bak dikkatli ol, aynı davranışı yaparsan aynı sonuçla karşılaşırsın’’, ‘’gene aynı kişiye güvenip yola çıkarsan bak gene yarı yolda kalırsın’’, ‘’sevdiğini söylersen zayıf görünüp kullanılırsın’’ gibi.
Bedenimizdeki acılar için de bu geçerli. Ameliyat olan hasta ameliyat öncesinde onu ameliyata götüren nedene yani hastalığına tutunup ‘’bu da mı başıma gelecekti, bunu da mı görecektim, hep mi beni bulur’’ draması ile başlayıp sonra ameliyat kesisinin ağrısına takılıp ‘’nefes bile aldırmıyor, öksür diyorlar bana canımın ne kadar yandığını görmüyorlar mı’’ ile devam edip, ‘’bak şimdi de kesi yerim feci kaşınıyor of napıcam ben şimdi’’ye ulaşıp en son ‘’ya bu yara da ne kötü iyileşti’’ ile bitirip yo bitirmeyip başka bir drama tutunacaktır.
Oysa dili değiştirmek sonucu her zaman değiştirir. Evet ameliyat olmamı gerektiren bir durum var bedenimde ve bunun için ameliyat olmam gerekiyor çünkü sağlıklı olmak istiyorum. Artık ameliyat oldum ve evet kesi yerim ağrıyor ama iyi olmak için öksürmem, balgam çıkarmam, yürümem gerekiyor. Ben hepsini yapabilirim çünkü iyi olmak için bunları benim yapmam gerekiyor. Ağrılarım giderek azalıyor, daha rahat öksürüyorum, yürürken daha az yoruluyorum. Yaram kaşınıyor belli ki iyileşiyor. Artık iyiyim bunun için elimden geleni yaptım ve başardım. Kendime, gösterdiğim çabaya, iyi olmaya odaklanmış bedenime şükran duyuyorum.

