Diyabetim var endokrinoloji doktorunun işi ne o düzeltecek tabi ki. Diyetimi de o ayarlayacak, ilaçlarımı da, egzersiz programımı da. Ben eğer uymazsam bunlara en baştan tekrar ilaçlarımı illaki o düzenleyecek. Bu arada ben asla durup düşünmeyeceğim ne yaparsam bana, bedenime ve diyabetime iyi gelir diye. Yaşamımın içinde ne yaptığımda, ne yediğimde, ne içtiğimde, kimlerle Devamı….
Elbette iki parmağı şıklatınca değişmek mümkün değildir. Zaten niyetin değişmek değilse akıntıya karşı kürek çekip durursun, bir de bakmışsın aynı yerdesin. Hayıflanırsın üstüne üstlük, o kadar emek nereye gitti diye. Bir şeyi çok istediğini söylüyor, o söylediğin şey için çabaladığına, elinden geleni yaptığına inanıyor ancak bir arpa boyu bile yol alamıyorsan durup bir aynaya Devamı….
Eskiden daha sık olurdu ama şimdilerde bile yarım bıraktığım şeyler var. Durup bakabildiğim zamanlarda (durabilmek pasif bir eylem değildir, çok enerji sarf ettiren, yorucu bir süreçtir) yarım bıraktığım her şeyin (istisnasız her şeyin) sadece kendimle, kendi amaçlarım, mutluluklarım, arzularımla ilgili olduğunu görüyorum. Bunu her fark ettiğimde içimi bir suçluluk duygusu kaplıyor gene mi diyorum Devamı….
Yıllar önce kızımın ilkokul öğretmenine kızım sizin şekil vereceğiniz bir oyun hamuru değil demiştim. Öncesinde öğretmeni kızımın derste sürekli sorular sorduğunu, dersin düzenini bozduğunu söylemişti. Aslında o cümleye nasıl gelindiği değil önemli olan o cümlenin ağzımdan çıkmış olması. Yıllar sonra tümü ile değişmiş, yaşama bakışı, olaylara bakışı, hemen durumlara atlamayıp biraz seyirci ve dinleyici Devamı….
Yaşamın içinde her şey dengelenmek ister. Gece gündüzle, hüzün neşeyle, sıkıntı ferahlıkla, felaket mucizeyle yani kısaca denge aranır. Denge yoksa düzen de sağlanamaz. Bu durum bedenimiz, kalbimiz ve zihnimiz için de geçerli. Bir hastalığımız var ve bizi halsiz bırakıyorsa geçmişte bizi enerjik kılmış alanlar, insanlar, gıdalar, duygular ne ise onları hatırlar ve o alanlara Devamı….
Aynen böyle söyledi yaklaşık 10 yıldır görmediğim lupus hastası danışanım. Kocası ölünce kendisini daha iyi hissetmiş, yaşamın içine karışmış, iş bulmuş, çalışıp para kazanıyormuş, araba kullanıyormuş. Kocası ondan 21 yaş büyük bir adammış ve babasız büyüdüğü için onda baba şefkati (kocasını hiç tanımadım, kocası nasıl bir ailede büyüdü bilmiyorum, kocası baba şefkati gördü mü Devamı….
Danışanlarımla ilk görüşmede mutlaka sonraki görüşmelerde de ihtiyaç halinde iyileşme tanımı yaptırırım. Bunun ne yararı var diyebilirsiniz. Şöye anlatayım, bir ya da birkaç hastalık tanısı olan bir kişi ile çalışırken hekim ya da terapist öncelikle bir hedef belirlemelidir. Aynı üniversite sınavı ya da bir sınava hazırlanan öğrenci ile çalışan öğretmenin her ders için hedef Devamı….
Aslında ABD de yapılmış bir ankette de bundan bahsedilmiş. Hastalara sormuşlar hekiminizle olan ilişkinizde sizi en çok sıkıntıya sokan, güven duymanızı engelleyen şey ne diye. Yanıt büyük çoğunlukta ‘beni dinlemiyor’ ve bir de ‘ben konuşup bir şey anlatmaya çalışırken sözümü kesiyor’ şeklinde olmuş. Yakın zamanda görüştüğüm ve bana ilk kez ulaşmış olan danışanımla Devamı….
Çevremizde bazı insanlar vardır sadece hastalığından, o hastalıkla yaşamanın zorluklarından, hasta olduğu için çektiği eziyetlerden, kimsenin onu anlamadığından, şu koskoca dünyada tek bir yardım edeni olmadığından bahseder durur. Başka bir grup insan da şöyledir, bir hastalığı vardır kendisi ondan çok bahsetmez, çok yakınmaz ama çevresindeki insanlar sürekli hasta olduğunu, bu hastalığın kötü bir şey Devamı….
İyileşmek ne demek sana göre? Bedenin iyi olma hali mi? Bedenin iyi ise sen de iyisin yani. O halde gittiğin doktorların tümü sana ‘her şeyi araştırdık, her yere baktık ve sizde bir hastalık bulamadık’ dediklerinde ne hissediyorsun, iyiymişsin işte. Ailen, yakınların nasıl bakıyorlar sana bunları duyunca, yoksa sen bir yalancı mısın, ilgi aşığı mı? Devamı….
