ANKİLOZAN SPONDOLİT
1600lü yılların başında Bernard Connor ilk kez Mısırda çıkarılmış bir mumyanın iskeletinde Ankilozan Spondilit varlığını tanımlamıştır. Ankylos Yunancada eğri, kavisli, yuvarlak demek iken, spondylos omurga ve itis iltihap anlamına gelmektedir. Omurgalı hayvanların ilk ortaya çıktığı 200-70 milyon yıl öncesinde bile spondilitin var olduğunu dolaylı göstergeleri vardır. Tarih kadar eski bir hastalık yani.
Bel ve kalça ağrısı hastaların %90 ve fazlasında varken etraf eklemler %40 civarında etkilenir. Elbette her beli ve kalçası ağrıyan Ankilozan Spondilit hastası değildir. Ağrı kronik ise yani üç aydan uzun sürmüş, sabah tutukluğu eşlik ediyor ve özellikle hareket edince rahatlıyor iseniz spondilit açısından tetkik edilmeniz uygundur. Bunun yanında her spondilit tanısı alan hasta ankiloze olmaz yani omurgası hareketsiz mermer bir sütun gibi olmaz. Hastalık çok genç yaşta başlamış, erkek, aile öyküsü var (olası HLA B27 pozitifliğine işaret eder), sedimentasyon ve CRP gibi iltihap göstergeleri yüksek olan bireylerde spondilitin ankiloza gitme olasılığı daha yüksektir.
Burada benim dikkat çekmek istediğim konu fiziksel egzersizin tedavideki önemi olacak. Fiziksel egzersiz ağrıyı rahatlatır (iltihap hücreleri ve iltihabı artıran sitokinleri bölgeden uzaklaştırarak), postürü düzeltir ve korur, kaslarınızı güçlendirir, dengenizi korur ve düzeltir, bedensel farkındalık ve nefes farkındalığı yaratır ve en sonunda kendiniz için, bedeniniz için, geleceğiniz için iyi bir şey yapmış olmanın mutluluğu da size kalır.
