Diyabetim var endokrinoloji doktorunun işi ne o düzeltecek tabi ki. Diyetimi de o ayarlayacak, ilaçlarımı da, egzersiz programımı da. Ben eğer uymazsam bunlara en baştan tekrar ilaçlarımı illaki o düzenleyecek. Bu arada ben asla durup düşünmeyeceğim ne yaparsam bana, bedenime ve diyabetime iyi gelir diye. Yaşamımın içinde ne yaptığımda, ne yediğimde, ne içtiğimde, kimlerle görüştüğümde, hangi sohbetleri ettiğimde, hangi egzersizleri yaptığımda bana iyi geliyor asla anlamaya çalışmayacağım. Bana iyi gelmeyen şeyleri ise bol bol düşünüp hayatıma davet edeceğim, onları yiyeceğim, onları içeceğim, o kişilerle görüşüp hep aynı sohbetleri edeceğim. Amma ve lakin iyileşmek istiyorum bi zahmet doktorum beni iyileştirsin.
Bazen bu tembellik alanına sıkışıp kalırız. Bizi bu alana iten sadece tembel olmamız değildir elbette. İyileşme sürecine kendi yapabileceğimiz o mucizevi katkıları göremediğimiz, kendi gücümüzü yadsıdığımız içindir. Yıllarca hem dışarıdan hem de içeriden gelen sesler bize yapamayacağımızı, bedenimiz bize ait olsa da orada olup bitenlerin bizimle ilgisi olmadığını iyileşme gücünün içeride değil dışarıda hastanelerde ve doktorlarda olduğunu söyleyip durdular.
Peki bu doğru ise nasıl oluyorda hem RF hem CCP si yüksek titrede pozitif olan bir Romatoid Artrit hastası, ANA, SSA ve Jo1 antikorları yüksek titrede akciğer tutulumlu bir Sjogren Sendromu hastası, biyolojik ilacı yıllarca kullanmış ve karşıya bakışı bozulmuş bir Ankilozan Spondilit hastası (bende örnek çok fazla ama amaç sayıya atıfta bulunmak değil) nasıl oluyor da en az 1 yıldır hiç ilaç almadan eklemleri hiç şişmiyor, nefesi daralmıyor, karşıya bakışı ilaç kullandığı dönemden bile daha iyi olabiliyor?
En yalın hali ile açıklayayım. Bu üç danışanım da iyileşmenin sadece kendi yapacakları ile olanaklı olduğunu fark edip benden ve ilaçlardan çok daha fazla emek ve sevgi verdiler bedenlerine, zihinlerine ve kalplerine. İyileşmek için önce mevcut durumlarını sevgi ile kabullendiler ve sonra da iyileşmek için ne yapabilirim, nelere gücüm var sorularının yanıtını aradılar.
İlk adımları hep en kolay, en bedenlerine, kalplerine, kaynaklarına uygun olanlar oldu elbette. İlerledikçe daha fazlasına alanları oldu. Burada atılacak adımlar, yapılacak görevler ve sorumlulukları belirlerken ve bu yolda ilerlerken onlara rehberlik etmek, süreci takip etmek, gerekli hallerde müdahale etmek görev ve sorumluluğu elbetteki bana aitti.
Bu güne gelindiğinde yolculuk hala devam ederken elde ettikleri başarıların tadını onlarla beraber çıkarma mutluluğunu da kalbimde sevgiyle taşıyorum.
