BEHÇET HASTALIĞI (FMF)
Tüm dünyada nadir görülen ama ipek yolu ülkeleri ile en çok ta bizim ülkemizde görülen, hem arter hem venleri etkileyebilen çok özel bir vaskülit, yani damar iltihabı formudur. Etkilenen damarlar en çok venler olup trombüs izlenir. Arter tutulumu trombüs ve/veya anevrizma gelişimi şeklinde olabilir. Hastaların tamamında ağız içinde ağrılı aftlar olur. Genital bölgede gene ağrılı ülserler eşlik edebilir. Göz tutulumu varsa gözün ön ve arka kamarasını tuttuğu için uygun tedavi ve takip edilmez ise körlüğe kadar giden sonuçları olabilir. Deri bulguları sıktır, bacaklarda daha fazla rastlanan deriden kabarık ağrılı kızarık eritema nodozum lezyonları, yüz yerine gövdede yaygın olan ergenlik sivilcelerinin iri ve içi daha apseli olan haline benzeyen papülopüstüler lezyonlar her Behçet hastasında olmaz ama var olduklarında Behçet Hastalığı akla gelmelidir. HLA-B51 ile ilişkili olup ailede sıklıkla yakın ya da uzak bir akrabada da olma olasılığı vardır.
1937 yılında Dermatolog Hulusi Behçet tarafından oral aft, genital ülser, tekrarlayan hipopiyonlu üveit üçlüsü ile tanımlanmıştır. Aslında 1924 te ilk hastasını tanımlamış, 1936 da uluslararası bir dergide vakalarını toplu halde bildirmiştir. Behçet hastalığı sistemik bir hastalık olup deri mukozalar, göz, santral sinir sistemi, kalp, akciğer etkilenebilir ve eklem tutulumu sıktır. Eklem ağrısı Behçet hastalarında yaygın bir şikayet olup el ve ayak bileği, dirsekler, dizler sık etkilenir. Eklem tutulumu hasar ve deformiteye yol açmaz. .
Tedavi tutulumun yerine ve yaygınlığına göre belirlenir. Ağzında aft çıkan herkes elbette Behçet hastası değildir. Ancak aftların nedenlerine, etyopatogenezine bakınca eşlik eden eklem yakınmaları, deri bulguları, bakıldı ise kan tablosunda değişiklik olması bu aftların nedeninin olası bir romatolojik hastalık olduğuna işaret eder. Behçet hastalığı olan hastalar sıklıkla ilk olarak bir Romatoloğa gitmezler. Dermatolog, göz doktoru, eklem yakınmaları çok ise ortopedi, fizik tedavi doktorlarına giderler ve sıklıkla hasta bize başka bir hekim tarafından yönlendirilir. .
Benim ilk yaptığım şey hastayı tanımak olur, nasıl biri, ne iş yapar, yaşamında neler vazgeçilmezi, alışkanlıkları neler, asla başaramadım, asla ilerleyemedim, asla değişemedimleri var mı? Aslaları olan hastalarda bunlara değil isteyip, çaba gösterip başardıklarına odaklanıp onlara vurgu yapmak ‘bak aslında odaklanınca neler neler yapmışsın’ demek daha sonrasında hastalığı ve hastalığın getirdiklerine uyumlanmasını sağlamada çok faydalı oluyor. Hastalığın ona sunduğu zorunlu değişimleri doktor yapmamı istedi diye görmüyor, bedenimin daha iyi, olabildiğince sağlıklı olması için yapacağım hedefler olarak görmeye başlıyor. .
