Aslında ABD de yapılmış bir ankette de bundan bahsedilmiş. Hastalara sormuşlar hekiminizle olan ilişkinizde sizi en çok sıkıntıya sokan, güven duymanızı engelleyen şey ne diye. Yanıt büyük çoğunlukta ‘beni dinlemiyor’ ve bir de ‘ben konuşup bir şey anlatmaya çalışırken sözümü kesiyor’ şeklinde olmuş.
Yakın zamanda görüştüğüm ve bana ilk kez ulaşmış olan danışanımla yaptığımız görüşmenin sonunda bana söylediği cümle yapılan anketin sonucunun ne kadar önemli ve anlamlı olduğunu gösterdi. Şöyle söyledi ‘ilk kez bir doktorun beni dinlediğini, tanımak istediğini, sadece mevcut tanımla değil ve hatta tanımdan daha fazla benimle, benim kim olduğumla ilgilendiğini gördüm’ ve şunu da ekledi ‘sizin farklı olduğunuza inanarak gelsem de gene de kalbimde bir şüphe gene de vardı, huzursuz, gergin ve ağrılı başladığım bu görüşmenin sonunda henüz siz bana ilaç vermediniz ancak inanın 1,5 saat öncesine göre çok daha iyi hissediyorum’ dedi.
Bunun anlamı şu aslında; hekim danışanı ile bağ kurabilir, seni dinlemek için buradayım der, önceliğini danışanını tanımaya verir ise (biz hekimler uzmanlığımız olan alanlarda hastalıklara zaten hakimiz, unuttuğumuz şey hastalıkların her insanda aynı seyretmediği, hastalık seyrini belirleyen şeyin ise hekim olmayıp o hastalığa sahip olan kişi olduğu), yani aradaki güven ilişkisi sağlam kurulabilir ise iyileşme o yolculuğun tek hedefi olmaktan çıkar ve danışan iyileşmek için değişip dönüştükçe yaşamının içinde ona dert, tasa, sıkıntı olan alanlarda da iyileşmeye başlar.
Unutulmaması gereken bir ayrıntı da güven ilişkisi iki taraflıdır. Yani hekim de danışanına güvenmek ister. Her görüşmede bunun da altını çizmek önemlidir. Hekim üstüne düşenleri yaparken danışan en az hekimi kadar odaklı, inançlı ve çalışkan olmalıdır. Görev ve sorumluluklarını elinden geldiğince ve şevkle yapan bir danışan (elinden geldiğince ve şevkle=mükemmel) hekimine güven verir ve böylece bu ilişki mevcut durumun iyileşmesi için beklenenin bile ötesinde fayda sağlar (1+1=3).
Danışanı sadece dinlemek (empatik dinleme), onun için o alanda olmak, iyileşmesi için gerekenleri saptarken danışanın en aktif katılımcı olmasını sağlamak sanıyorum yıllardır iyileşmenin sadece etkin ilaçlarla sağlanabileceği yargısına saplanıp kalmış hekimlerin kulağına saçmalık, romantik bir hayal, inanılması zor bir masal gibi gelebilir. O meslektaşlarıma şunu söylemek isterim piyasaya yeni çıkmış bir ilacı ilk kez kullanırken kafanızda oluşan soru işaretlerini hatırlayın. O ilaç daha sonra en çok reçete ettiğiniz ilaç ta olabilir. Danışanı merkeze alan bilişsel davranışçı terapi uygulaması etkinliği birçok alanda kanıtlanmış ve hiç bir yan etkisi olmayan bir yöntem belki denemek size de iyi gelebilir😊.
