Yaşamın içinde her şey dengelenmek ister. Gece gündüzle, hüzün neşeyle, sıkıntı ferahlıkla, felaket mucizeyle yani kısaca denge aranır. Denge yoksa düzen de sağlanamaz. Bu durum bedenimiz, kalbimiz ve zihnimiz için de geçerli. Bir hastalığımız var ve bizi halsiz bırakıyorsa geçmişte bizi enerjik kılmış alanlar, insanlar, gıdalar, duygular ne ise onları hatırlar ve o alanlara gidersek kendimizi daha az halsiz hissedebiliriz, tansiyonumuzu 20 ye fırlatan bir sohbet yaptıksa birisi ile (ilacımızı içmiş olmamıza rağmen), bizi hep sükunetli alanda tutan bir dostumuz, arkadaşımızı arayıp sadece sesini duyabiliriz ve sohbet edebiliriz (elbette tansiyonumuzu 20 ye çıkaran konu hakkında değil, kalbimize iyi gelecek konular hakkında), romatizmamız alevlendi eklemlerimiz şiş, sıcak ve ağrılı, bu duruma gelmeden hemen önce ev taşıdık, temizlik yaptık, tüm bu yorgunluktan sonra eklemlerimiz şişti o halde dengelenmek için dinlenmeye, eklemlerimizi nezaketle kullanmaya, sıcak olan eklemlerimizi soğutmaya çalışabiliriz.
Eşimizle yaptığımız bir tartışma sonrası zihnimiz hala aynı konuyu tartışıp duruyorsa (muhatabı yokken bile)bize iyi gelen bir müzik sesi ile doldurabiliriz zihnimizi, ergen çocuğumuz en yakın arkadaşı tarafından incitildi, kalbi kırıldı ona en sevdiği keki yapıp yanına çay ya da kahve (hangisini seviyorsa) koyup odasına bırakabiliriz. Bunu yapmak hem ona hem de ebeveyn olarak senin kalbine denge getirebilir.
Dengemiz her bozulduğunda immün sistemimizin de dengesi bozulur ve arkasından bir hastalık gelir. Bu hastalık gelip geçen türden ise belli ki dengeni yeniden sağlayabiliyorsun ancak gelen ve hep yatılı kalan bir misafir gibi kalıcı bir hastalık durumu yerleşti ise bedenine bil ki yıllardır dengeni bulmakta zorluk yaşıyorsun.
Tüm bunları bilmek bana ne sağlar diyorsan sadece şunu söyleyebilirim en iyi yaptığın yemeğin tuzu fazla kaçtı ise bunu dengelemediğin sürece o yemek yenmez. Yaşamını dengelemediğin sürece de ağzının tadı olmaz.
Peki her şeyi mi dengelemeliyim? Elbette sadece farkına vardığın şeyleri dengeleyebilirsin. Bunu istiyorsan, buna niyetin, isteğin, arzun varsa uyanık olman ve sana olup bitenleri sanki dışardan bakan bir yabancı gibi gözlemlemen gerek. İlk zamanlar çok zor gelecek, ancak öğrendiği matematik formülünü ilk kez uygulayan bir öğrencinin zorluğu ile yüzüncü kere uygulayan bir öğrencinin zorluğu nasıl aynı değilse bir zaman sonra pek fazla enerji harcamadan kolaylıkla dengeni bulabildiğini göreceksin.
Danışanlarıma önerdiğim bir pratiği sana da önermeme izin ver. Her gün bir ya da birkaç kez ayakta durup gözün kapalı dengelenmeye çalışmak (elbette bedenini korumaya alarak, belki etrafına yastıklar, minderler, battaniyeler koyarak, yani önce o alanda kendini güvende hissederek) zihnine ve bedenine iyi tanıdığın ve güvende olduğunu bildiğin bir ortamda dengelenme pratikleri yaptırmak iyi bir ilk adım olabilir. Sonrası ise tümüyle sana kalmış.
