Aynen böyle söyledi yaklaşık 10 yıldır görmediğim lupus hastası danışanım. Kocası ölünce kendisini daha iyi hissetmiş, yaşamın içine karışmış, iş bulmuş, çalışıp para kazanıyormuş, araba kullanıyormuş. Kocası ondan 21 yaş büyük bir adammış ve babasız büyüdüğü için onda baba şefkati (kocasını hiç tanımadım, kocası nasıl bir ailede büyüdü bilmiyorum, kocası baba şefkati gördü mü bilmiyorum) bulmayı ummuş. Evliliklerinin ilk aylarından itibaren kocası hem psikolojik hem fiziksel şiddet(kocası geçmişinde şiddet görmüş mü bilmiyorum) uygulamaya başlamış. Evden asla yalnız çıkamamış, hemen de gebe kalmış ve ilk kızı doğmuş. Gebeliği ya da kızının doğumu kocasında hiçbir şeyi değiştirmemiş. Yıllar bu şekilde geçerken ikinci kızı da doğmuş. Hatta sonrasında fiziksel şiddet artmış, ara ara aç bırakırmış (birkaç günlük seyahatleri olurmuş ve eve para bırakmadan gidermiş). Oldukça varlıklı bir adammış kocası.
İki yıl önce ölünce kocası rahat bir nefes almış. Yasal işleri hallettikten sonra aslında paraya ihtiyaç duymayacakları kadar bir miras kalmış ama o iş aramış ve 1 yıldır çalışıyormuş. Yani bakınca her şey yolunda gibi görünüyorken danışanıma dedim ki peki yolunda olmayan ne var? (mütemadiyen her şeyin yolunda olduğunu tekrar edip duruyordu, belli ki diğer alana ışık tutulması gerekiyordu)
Küçük kızının aynı babası gibi davrandığını, bakışlarının beden dilinin aynı babası gibi olduğunu, ona her baktığında ölen kocasını gördüğünü söyledi.
Şunu sordum kocan seni döverken, sana hakaret ederken buna en çok, en sık kim şahitlik etti? Küçük kızım demesine şaşırmadım. Sonra şunu sordum kocanın yani babasının, yani kökleri ile bağlı olduğu kişinin diğer bağının (aslında kanıyla beslendiği asıl kaynağı olan bağının), kökünün canını yaktığını izlerken aklından kalbinden neler geçmiş olabilir?
Babasına bakınca ne gördü ve sana bakınca ne gördü? Aklında nasıl düşünceler uyandı, peki kalbine hangi duygular doldu? Dedi ki annesine şiddet uygulayan, korkulası bir baba ve bu şiddet karşısında hiçbir şey yapmayan, yapamayan aciz bir anne gördü. Peki dedim şimdi bu aciz anne ona kurallar koymaya çalıştığında, ödevini yap, odanı topla dediğinde kızının kalbinde hangi duygu harekete geçiyordur? Öfke dedi. Madem böyle birisiydin neden babama izin verdin, seni dövmesine, aşağılamasına neden ses çıkarmadın diyordur dedi.
Görüşmenin sonunda şunu sordum hani en başında kocam öldü ve ben artık iyiyim Lupus hastalığım da iyi demiştin ya hala aynı fikirde misin? Hayır dedi kızımla olan durumu, aslında kendi zihnimle kalbimle olan durumu çözersem iyi olabilirim.
Sadece kızım değil ben de kendime her baktığımda şiddet karşısında aciz kalan, kabullenen, çözüm aramayan kendimi görüp öfke duyuyorum. Artık biliyorum ki kendimi affedemezsem, geçmişi sindiremezsem hem kızımla ilişkimi düzeltemem hem de kendim için bir hayat inşa edemem.
Bunlar için istekli misin dedim, evet diye yanıtladı. Bu yolda ilerlerken karşılaşacağı zorluklar, ödeyebileceği bedeller ve bunları nasıl çözüp yoluna devam edebileceği ile ilgili çalışmak üzere yeni bir randevu oluşturup seansı tamamladık.
Dip not: Kocası hakkında hiçbir bilgim olmadığı için o konuda soru sormadım ayrıca ölmüş olduğu için bu alanda çalışmanın pek yararı da olmazdı, ancak şunu size söylemeden geçemezdim, kocası geçmişinde ne yaşamış olursa olsun, nasıl bir aileden gelirse gelsin şiddet uygulamayı seçmiş. Yaptığımız her şey bizim seçimimizdir, ama karşımdaki şöyle dedi, böyle giyindi, öyle baktı, yetinmedi, cevap verdi, susmadı gibi bahaneler üretip uyguladığımız fiziksel ya da psikolojik şiddeti mazur gösteremeyiz. Sorunları yaşarken çözüm bulamıyorsak biraz uzaklaşıp uzaktan bakmak, ben değil de yabancı biri yaşıyor olsaydı bunları ona nasıl bir akıl verirdim diye düşünmek, hiçbiri mi aklına gelmiyor kapıyı açıp çıkmak ve o alandan bir süre uzak kalmak, aklına güvendiğin birinden yardım istemek, başka durumları nasıl çözüyorsan bunu da o şekilde çözmeye çalışmak ve daha pek çok yol bulabiliriz. Hiçbirisi mi sana uymuyor, dur ve derin bir nefes al sonra da bırak nefesini akıp gitsin.
