Site icon Dr. GÜNAY ŞAHİN DALGIÇ Romatoloji Uzman

HAYAT GÜZELDİR

Rengarenk

     Hayat gerçekten güzel bir şey. Aldığımız nefes, atan kalbimiz, gözümüze dolan renkler, kulağımıza ulaşan sesler, ağzımızdaki tatlar kısaca bedensel olarak deneyimlediğimiz şeyler eğer biz farkına varabilirsek çok ama çok güzeller. Eğer biz çok sevdiğimiz ya da fark ederek yiyebilsek çok sevebileceğimiz bir yemeği yerken bir yandan yanımızdaki birisi ile ya da zihnimizdeki bir sesle konuşuyorsak, ‘o öyle yaptı, bu böyle söyledi, komşunun kızı kaçtı, dayımın damadı ameliyat oldu, dizlerim ağrıyor, şeker gözüme vurmuş, bu sabah tansiyonum fırladı, çocuğun dersleri çok kötü’ (hepsini sıralamam olanaksız) ama siz biliyorsunuz bunu yaparken o yemeğin tadını almıyoruz. Hep konuştuğunuz, hep düşündüğünüz şeyler bunlar ve sıklıkla da olumsuz durumlar. Çünkü aslında olumlu olanları konuşup düşünmeye gerek yok zaten o durum iyi, güzel, tam da istediğiniz gibi niye konuşasınız ki? Kötü giden şeyleri konuşalım ki çözüm bulabilelim diyeceğim ama o da öyle değil. Sıklıkla olumsuz durumlar için çözüm aramaktan çok altını tekrar tekrar çizip yaşamımızın ne kadar kötü, şanssız, fena, çıkmazda, umutsuz olduğunu söyleyerek adım atmamak için bahaneler üretip dururuz. Diyeceksiniz ki doktorum iyi söylersin de konuşmayıp ne yapalım, derdini söylemeyen derman bulamaz ki. Haklısınız ama şunu tarafsız bir bakışla ve mümkünse tarafsız bir zihinle söyleyin, derdinizi size çözüm için yol yordam gösterebilecek birisine mi, sizi dinleyecek ama kendi yolunuzu bulmanız için empatik bir alanda kalabilecek birisine mi, yoksa sizinle vah vah, tüh tüh diyecek birine mi anlatıyorsunuz?

     Zihniniz her an yaşamınızı zora sokmuş olan hastalık, kavga, maddi kayıp, ölüm, taşınma, evladını şehir ya da ülke dışına gönderme, eşle olan geçimsizlik gibi olumsuz bir duruma kilitlenmiş ise yani hep bununla meşgul ise siz tam o sırada çok sevdiğiniz bir arkadaşınızın düğününe ya da doğum yaptı bebeğini görmeye de gitseniz tadına varamazsınız ki. Aklınız içerde kurgulara devam eder, doluya koyar taşırır, boşa koyar dolduramaz, alır verir, beğenir beğenmez bataklıkta çırpınıp batar ve sizi de sürükler.

     Hayatımızda bizi zora sokan, sıkıntıda bırakan, üzen, hırpalayan, derde tasaya gark eden olaylar olmasın ve biz de tadını çıkarabilelim. Bu imkansız. Hayatın içinde her şey için yer ve alan var, bir şekilde bu tür olumsuzluklarla biz ya da bazen çok değer verdiğimiz birisi karşılaşacak ve bu bizi de etkileyecek. Kızı 2 çocuğu ile boşanıp onun evine gelen bir romatoid artrit hastasının eklemleri ağrımadan durabilir mi? Zihni her an kızı ve torunları ile meşgulken sırası mı ağrımanın, şişmenin, gece uyutmamanın. Aslında beden bizi kendimize getirmek istiyor olabilir mi? Şu anda hayatında sadece boşanan kızın ve iki torunun yok bak ben de buradayım, bedenin de burada. Sen beni unuttun, ilaçlarını unuttun, beni hırpalamamayı unuttun ve ben de görevimi yapıp sana kendimi aslında sana seni anımsatıyorum diyor.

     Hayat güzel, hayat renkli, hayat sürprizli, hayat dertli, hayat keyifli, hayat tam da olması gerektiği gibi. Hayatının akışında başına gelen olaylar, durumlar, duyumlar, hisler, algılar ne olursa olsun sen dengede, kendi merkezinde kalmayı başarabilirsen aldığı darbeler hangi büyüklükte olursa olsun suda ilerlemeye devam eden bir kuş tüyü ya da yaprak gibi hafif ve uyumlu olmayı başarabilirsen, duyguların ve olaylar karşısında kaya gibi sert olmayı değil su gibi akışkan olmayı seçersen, ne olursa olsun senin olan hayatına sahip çıkıp evet bunlarla ilgilenip, elinden geliyorsa çözüp, gelmiyorsa yardım alıp, yapılabilecek bir şey yoksa onu da sevgiyle kabul edip yolunda kalabilirsen, hayatla uyumlanabilirsen işte o zaman ağız dolusu ‘HAYAT GÜZELDİR’ diyebilirsin.

Exit mobile version