Site icon Dr. GÜNAY ŞAHİN DALGIÇ Romatoloji Uzman

YASAK

farkındalık

     Biz doktorlar ne çok yasak koyarız. Örneğin romatolog olarak benim camiamda en sık tuz ve şeker yasaklanır. Özellikle yüksek doz steroid verdiğimiz hastalarda. Düşünün yüksek doz steroid almanızı gerektiren bir durumla karşılaşmışsınız, belli ki bir ya da birkaç organınızı etkileyen hem de ciddi şekilde etkileyen bir romatizmal hastalık tanısı konulmuş, adını duyunca irkildiğiniz (aslında şehir efsanesidir, steroid gebelerde, sepsisteki hastalarda, ağır covidde, karaciğer, böbrek yetmezliğinde, bebeklerde bile güvenle kullanılan bir ilaçtır ve aslında bu gibi riski gibi görünen insanlar ve durumlarda yaşamı kurtarmak için verilen bir ilaçtır) kortizonlu ilaç size hem de yüksek doz verilecektir. Üstüne üstlük tuz ve şeker yasaklanmıştır ve siz tuzsuz yemek asla yememişsinizdir, düşününce bile mideniz bulanır.

     Diğer bir örnek yeni tanı almış diyabet hastası, üstelik kilo fazlası var, hareketsiz ve endokrinoloğu ona hareket etmesini, kilo vermesini, göndereceği diyetisyenin ona vereceği diyet listesine harfiyen uymasını, yasaklanan gıdaları yememesini söylüyor.

     Bir de nefroloji hastası örneği verip temelde söylemek istediğim konuya geleyim. Gene yeni tanı böbrek yetmezliği hastası, zaten sıklıkla eşlik eden yüksek tansiyonu ve kalp sorunları da var. Henüz diyalize girmesi gerekmiyor ama ona yasaklanan şeyleri yemeye devam ederse diyalize girmesi gereken gün hızla ona yaklaşacaktır.

     Tüm bunları bir hekim olarak meslektaşlarımın penceresinden yazdım. Her hekim hastasını iyileştirmek, ona sıkıntı veren belirti ve bulguları düzeltmek ister. Gene her meslektaşım bunu tek başına başaramayacağını da bilir, yani hastanın iş birliği ve uyumu olmadan bir tedavinin başarılı olma olasılığı yoktur.

     Şimdi madalyonu çevirip benim danışan demeyi sevdiğim ama çoğu meslektaşımın hasta olarak tanımlamayı seçtiği karşı tarafın duygularına, düşüncelerine, niyet ve isteklerine bakalım. Kişi mevcut durumunun farkında olmayabilir mi? Yani bir lupus hastası retinal vasküliti olduğunu bilmiyor olabilir mi, adını bilemeyebilir elbette ama bir gözü aniden görmemeye başlamıştır tabi ki durumun ciddiyetinin farkındadır. Bu insanın gözü tekrar görebilsin diye önüne konulan her bedeli ödeyeceğini düşünürsem yanılmış olmam. Ancak şu da gerçek ki yüksek doz steroidi alınca olasılıkla 1-2 gün içerisinde gözü görmeye başlayacak, çok mutlu olacak ilaç devam ederken başka ilaçlar da verilecek, gözü açıldı ve o hala yüksek dozda steroid alıyor ve tuz şeker yasak. Başlangıçta ona gözünü hediye eden ilaç artık yaşamını cehenneme çeviren bir düşman gibi gelmeye başlıyor ve ne yapar ufak tefek kaçamaklar, sonucunda da ne olur yüzü şişer ay dede yüzü oluşur, ensesinde hörgüç gibi yağ birikir ve sanki bedeni ona ihanet etmeye başlar. En başa dönelim eğer hekim karşısındakini sadece bir hastalık yani lupus ve buna bağlı retinal vaskülitten ibaret görmeyip, her durumu, her olasılığı danışanı ile birlikte gözden geçirseydi, tüm olasılıklar için danışanına peki bu olasılık için, böyle bir durum gerçekleşmesin, bu bedelleri ödeme diye hangi adımları atmak istersin, ne yaparsan bu bedelleri ödemen gerekmez ya da olabilecek en az hasarla çıkarsın bu yolculuktan diye sorsa, yani yapılacak işler, görev ve sorumluluklar, yasak olan durumlarla ilgili bir farkındalık yaratıp tüm kararı, izleyeceği yolu (elbette ki medikal tedavi konusunda karar hekimindir) danışanın belirlemesi için alan açmış olsa neler değişirdi?

     Eğer seçtiği yollardan birisi danışanı için zararla sonuçlanabilecek ise (ne olursa olsun ben tuzlu yiyeceğim dedi örneğin) o zaman da danışanın kendi bedeni ile olan bağına, kendi bedeni ile ilişkisine bakması için ona ışık tutmak, bir anlamda ayna tutmak, kendisi-bedeni-hastalığı ile sevgi bağı kurarak kararlar alması için yargısız bir alana çekmek için rehberlik etmek (iyi peki madem öyle seçtin o zaman kilo alacak, yüzü şişecek olan sensin nasıl istersen öyle olsun demek yerine tuzlu yemeyi sürdürdüğünde neler olabileceğini biliyor musun, bunların tam olarak farkında mısın, bilmiyorum dedi ise o zaman olasılıkları bilimsel verilerle açıklayıp tüm bu bedelleri ödemek ile ödememek arasındaki seçimin ona ait olduğunu sadece geçici bir süre çok sevdiği tuzdan uzak kalması gerektiğini ifade edip gene de kendi yaşamı, kendi bedeni ile ilgili kararı ona bırakmak) kulağınıza nasıl geliyor? En nihayetinde danışanın kendisi için en uygun yolu, en mükemmel çözümü ( burada mükemmel çözüm danışanın bedeni, aklı, kalbi, yaşamı, mikro ve makro çevresi ile en uyumlu çözümdür ve tabi ki bunu bilebilecek tek kişi de danışandır) bulacağına kesinlikle inanarak onun yanında olmak hekim için çok ferah bir alandır.

Exit mobile version