İyileşmenin en temel koşulu bedenle bağ kurmak, bedenin anlatmak istediği, duyurmak istediği ihtiyaçlarını görüp karşılamaktan geçer. Mevcut hastalığınız ya da hastalıklarınız bir ihtiyaçları olunca size seslenir, başınızı ağrıtır, kalp hızınızı artırır, nefesinizi daraltır, eklemlerinizi ağrıtır, kas gücünüzü azaltır ya da başka bir yoldan size seslenir.
İlk sesleniş sıklıkla oldukça hafif, fısıltı şeklindedir. Bedeni ile bağı sağlıklı kurulmuş, farkındalığı olan birey bunu hissettiği anda adım atar ve bedenin hastalık olarak adlandırılan bu parçası ya da parçalarının ihtiyacını karşılar. Aslında tam burada şunu da söylemek isterim bedenimin hastalıklı parçası demek yerine hipertansiyonu olan ben, sedef romatizması olan ben, mide kanseri olan ben, tiroiditi olan ben gibi bu parçanın da benim olduğunu, beni oluşturan bütüne ait olduğunu bana hatırlatacak bir tanımlama, adlandırma ile yaklaşırsam yani tanımlamayı, kullandığım dili değiştirirsem sadece bunu yapmanın bile iyileşmeme yardımı olacağını görüp hayatımın başka alanlarında da iyi olmak, iyi ilişkiler kurmak, hedeflerime ulaşmak için kullanabilir miyim?
Tanı ve tedavi süreci hekimin görev ve sorumluluğu iken iyileşme süreci tamamen kişinin sorumluluğudur. Bu sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirebilmek için nasıl hekim düzenli aralıklarla danışanını görür, muayene eder, dinler, yeni gelişmeleri kaçırmamak için literatür bilgisi takip eder, gerekli ise bu alanda çalışan meslektaşlarına danışır ve bu yollarla görev ve sorumluluğunu yerine getirir ise danışan da bedenini, bedeninde olup bitenleri, ona nelerin iyi gelip, nelerin iyi gelmediğini fark edebilmek için hep uyanık olmak, yaşamının merkezine kendisini koymak ancak bir yandan da yaşamın tatlarını fark etmek, yaşamının içerisinde yer alan her konuda dengede ve farkındalıklı olarak seçimler yaparak ilerlemek için elinden geleni yapar, işte o zaman iyileşmek ve şifalanmak gerçeğe dönüşür.
Şu aklınıza gelebilir; ilerlemiş bir mide kanseri hastası, 51 yaşında ve kanseri karın zarına yayılmış ameliyat şansı baştan kaybolmuş ve kemoterapi alıyor. Zihniniz ne dedi size fark edin. Onun için çok geç, zaten ölmüş, yazık yaşı da çok genç, zaten ilerlemiş mide kanserinde kemoterapi fazla işe yaramıyor (bu düşünce meslektaşlarımın aklından geçiyor olabilir), bir akrabam olmuştu 1 yıl bile yaşamamıştı ve buna benzer şeyler geliyor ise aklınıza şunu da fark edebilir misiniz yaşadığınız sorun adı her ne ise size zor, çözümsüz, umutsuz gibi göründüğünde refleksiniz ne, ne yapıyor nasıl davranıyorsunuz?
Bu kanser hastasının yaşama, kendisine, yaşadıklarına bakışı değişti, farkındalık geliştirdi diye düşünelim. Evet kanser hastasıyım ama ben sadece kanserimden ibaret değilim, kanser olan beni de seviyorum ve onun iyileşmesi için elimden geleni yapacağım, bu arada müzik seven, dans seven, tiyatro seven benleri de ihmal etmeyeceğim. Ailesini seven, onlarla okey oynamaya bayılan beni de unutmayacağım. Dostları ile sohbeti, akşam oturmalarını seven ben için de elimden geleni yapacağım derse eğer kalan yaşam süresi ne kadar ise bu farkındalıkla yaşadığında kanser hastalığı olan ve sonra ölen bir insan mı olur, yaşamın ona sunduğu her şeyi açık bir kalple, uyanık bir zihinle kabul eden ve tüm bunlarla beraber yaşamın içinde akan ve kalan ömrü ne kadar ise o kadar zaman burada yani yaşamın içinde olan bir insan mı olur?
Felaket olarak adlandırdığımız şeyler başımıza gelince kendimizi sadece o felaketi yaşayan, o acı içinde kıvranan, gidecek başka yeri olmayan biri olarak görmeye başlarsak, geri kalan tüm parçalarımızla bağımız kopar ve biz sadece o felaketin tanımladığı insan olup çıkarız. Sonrasında kalan yaşamımızı hep bu alanda yaşar ve yanımızdan akıp giden yaşama sadece seyirci kalırız.
İyileşmek sadece o hastalığın bedenimizden gitmesi demek değildir, iyileşmek o anda her ne yaşıyor olursak olalım kendimizle, bizi biz yapan tüm parçalarımızla bağımızı yitirmeden, yaşamla olan bağımızı koparmadan ne yaparsam, nasıl davranırsam, nasıl düşünürsem bu durumu iyileştirebilirim odağında kalarak gerçekleşir. Sorunu inkar etmeden, olanı olduğu gibi görüp çözüme odaklanırsam iyileşebilirim. Tüm bunlar olurken hissettiğim şeylerle bağ kurarsam, onları fark edip yüzleşirsem iyileşebilirim. Duygularıma arkamı dönmek, yok saymak ya da sadece o duyguya sıkı sıkıya tutunup kalmak beni içinde olduğum o felaket alanına çiviler, alanı, olanları, kendimi, tepkilerimi, duygularımı görüp bunlardan kaçmayıp bağ kurabilirsem iyileşme yolculuğuma devam edebilirim.

