Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre ‘Aşk’ kelimesinin kelime anlamı bir kimseye, bir olguya, varlığa ya da bir şeye duyulan yoğun sevgi ve bağlılık duygusudur. Türkçe karşılığı sevi olan aşk sözcüğünün sözlükteki diğer anlamı da, karşı cinsten iki insanın birbirine karşı duyduğu ruhsal ve bedensel sevgi ilişkisi şeklindedir. Yani aşk duygusu için bizden başka bir varlık, durum, kişi gerekli. Aşk demek için de o sevginin beraberinde bağlılık duygusu da getiriyor olması lazım.
Bir süredir bunu düşünüyorum. Ben bütünsel yaklaşıma inanmış ve o yolda yürümeyi seçmiş bir hekim olarak işime ve işimi icra etme tarzıma aşığım diyebilir miyim? Aslında öyleyim, tutku ve hayranlık duyuyorum yaptığım işe, çok seviyorum ve bunun için yaptığım çalışmalar, eğitimler, bir şeyleri geride bırakmalar, duyduğum eleştiriler ya da poh pohlamalar, harcadığım zaman ve para kısacası ödediğim tüm bedeller için değer diyorum. Elbette ki o bedeller ödenirken canım yandı, kalbim kırıldı, ara ara geri adım atmak zorunda kaldım ama odağımı kaybetmedim, ne istediğimi bilerek devam ettim. Ara ara kendime sordum hala bu mu istediğin, yoksa değiştirmek ister misin diye. Kendiniz için belirlediğiniz hedef için süreçte, yolda devam ederken siz değişiyorsunuz o zaman belki hedefiniz de değişebilir, bu da mümkün. O yüzden yolda ilerlerken arada bir durup şu anda neredeyim, ne yapıyorum, tüm bunları ne için yapıyorum, amacım, niyetim, isteğim hala aynı mı diye sormak hem alan açar hem de niyet değişmedi ise yolda daha güvenle yürümeye devam etmenizi sağlar. Bunun dışında siz yolunuzda ilerlerken çevreniz, etrafınızda olup yaşamınıza bir şekilde katkı sunanlar, destekleyenler, karşı olanlar arada bir durup onlara da bakın şimdi, şu anda onlar ne haldeler, onlar da değişmiş mi, onlardaki değişimin sendeki karşılığı ne bunları da gözlemlemek akışın içinde direnmeden, zorlamadan uyum içinde hareket edip ilerlemenizi sağlıyor.
Tüm bunları yazdım çünkü yaşadım. Kendi akışımda akıntıya karşı kürek çekmeden, her anın tadına vararak, acı içinde, hayal kırıklığına uğramış halde, baltalanan, engeller konulan, üstü çizilen durumlar ve duygularımla bile yolumun ve yolculuğumun tadını çıkararak bugüne geldim. Şimdi de en büyük aşkım yazmak ve kendimi, bütünsel yaklaşıma bakışımı, danışanlarıma iyi olma, şifalanma yolculuğunda yaptığım eşlikçiliği videolarla sizlerle paylaşmak oldu. Bir amaca, duruma, kişiye ya da niyete aşkla bağlı olmak çok ilham verici ve besleyici ama aşk kavram olarak kontrolü kaybettirebilecek bir tutkuyu da içinde taşıyor. Kontrolü kaybetmemek için arada bir durup bakmak ben ne haldeyim, çevrem ne halde, niyetim amacım hala aynı mı, ödemem gereken başka bedeller var mı ve ben bunlara hazır mıyım diye bakmak bizi yolumuzdan alıkoymaz. Tam tersine yerimizi, halimizi, duygumuzu, değişimimizi, çevremizi fark ederek daha da ivmelenmiş olarak yola devam ederiz.
Peki bu yazdıklarımı hastalıklara ve iyileşme, şifalanma sürecine nasıl uyarlarız. Öncelikle hep dediğim bir şeyi tekrarlayacağım hastalık denilen durum bizim bir parçamız, iyileşebilmek için destek isteyen, yardım bekleyen bir parçamız. Bu parçamızla bağ kurmak, ihtiyaçlarını görebilmek, iyileşmesi için alan açmak ve belki de sevmek hatta keşke aşık olmak, aşkla, tutkuyla, şevkle onun iyileşme yolculuğunda şifa vermek için yanında olmak, bunu yapabilsek iyileşmek şifalanmak nasıl olurdu, ödenecek bedeller daha mı hafif gelirdi, yolda kalmak, akışla uyumlanmak daha mı kolay olurdu? Hasta parçamızın iyileşmesi için alan açmak onun yanında aşkla durmak evet ama eğer aşk dengeyi bozarsa o zaman akış da bozulur. Aşkla yolda kalabilmek ama dengede kalmayı da sürdürmek için en önemli şey arada bir durup bakmak, ben ne haldeyim, hastalığım ne halde, iyileşme yolculuğu yaşamımın akışı ile uyumlu mu, yaşamda bana keyif veren mutluluk veren şeylerden uzaklaşmış mıyım yoksa onların da hala kendi alanları var mı, görev ve sorumluluklarımı da sevgiyle, aşkla yapıyor muyum, sıkışık hissettiğim bir yer var mı, tam şu anda değiştirmek istediğim şeyler neler, sıkışmış olduğum alan varsa nasıl rahatlatabilirim, yardım alabileceğim nereler var?
Kısaca nasıl ki bizim milyonlarca parçamız var yaşamın akışı içinde dengede kalmamız gereken, sınırlarımızı korumamız gereken, tadını çıkarmamız gereken, yardım etmemiz gereken birçok alan da var. Tümünü beraberce, uyumlanarak, gücümüzün, yapabileceklerimizin, taşıyabileceklerimizin farkında olarak sürdürebilirsek o zaman yaşamanın tadını doya doya çıkarabiliriz.
