Close

AĞRI EŞİĞİM YÜKSEK, BANA BİR ŞEY OLMAZ

     Bu cümle benim için çok tanıdık. O kadar ki yıllar önce büyük bir ameliyatı takiben bedenimde olup bitenlere kulak asmayıp ancak sepsise girdikten sonra kendime olanları fark edebilmiştim. Siz bu etiketi kendinize yapıştırmışsanız size olanları ne kendiniz ne de çevreniz göremiyor. O güçlüdür, ona bir şey olmaz, yok yahu önemli bir şey yoktur ve bir de beni o dönemde en çok öfkelendiren psikolojisi bozuk cümlesiydi. Her şey olup bittikten sonra yaşanan yaşanıp, bedeniniz, kalbiniz ve zihniniz bu travmayla yoluna kör topal devam etmeye çalışırken hala ben güçlüyüm, benim ağrı eşiğim yüksek demeye devam ederseniz bir sonraki mesaj çok daha şiddetle size iletilecektir.

     O halde ne yapalım zayıf, güçsüz, en küçük bir hastalıkta, kötü sözde, horlanmada, dışlanmada, ağrıda, acıda yerlere mi yapışalım, çığlıklar mı atalım? Elbette değil, güçlü olmak bana ne olursa olsun, bana ne yapılırsa yapılsın hepsini kalbimden siler, söker atar ve devam ederim demek değildir. Güçlü olmak farkında olmaktır. Sana olan şey en kötü hastalık, en şiddetli haksızlık, en çirkin iftira, en ilgisiz eş, en beklentili aile, en sevgisiz çevre, hep alan hiç vermeyen arkadaşlar olsa bile tüm bunlarla nasıl ilerleyeceğin senin seçimindir, yani ‘güç’ seçim yapabilme sorumluluğunu taşımaktır. Değişmeyi de seçebilirsin aynı şekilde devam etmeyi de. Seçimini yaparken hep dışarıya odaklı isen yani ne derler, beni hala severler mi, hayatlarında tutarlar mı, kızarlar mı diye düşünerek ilerlersen sonuç hiç değişmez yani şu anda ne halde isen o halde kalmaya devam edersin. Yok eğer benim ağrı eşiğim yüksek mottosunu bırakırsan ki bunun altında yatan kök inanç değersizliktir (o kadar değersizim ki başkalarını feryat figan ağlatan darbelere, ağrılara, sancılara, yaslara, kayıplara dayanırım, direnirim, sıkarım kendimi, ses etmem, görünmez olurum, tabi ki ben katlanacağım bunlara çünkü değersiz olan benim), yeni bir motto edinebilirsin. Ben de ağlayabilirim, ben de yardım alabilirim, ben de ağrıkesici kullanabilirim, her yıkılanın yanında baston olmaktan vazgeçebilirim, sadece ben istediğimde gene bunları da yapabilirim bu benim hayatım seçim de sorumluluk ta benim.

     Başkalarına göre seçim yaptığımızda da seçimi sadece biz yaptığımızda da sonuç değişmez ödenecek bedeller gene ödenir. Ancak ben seçmişsem yolu bedel çok ağır gelmez, beni ezmez, parçalamaz. Sonucu görür yolu değiştirmem gerekiyorsa değiştiririm, seçim bana aitse, yol benimse devam edecek içsel gücü kendimde bulabilirim.

     Kendimle, kendi değerimle bir bütün olmam için önce tam olarak ne durumda olduğumu görmem, bununla yüzleşmem gerek. Benim duygularımı, davranışlarımı belirleyen düşüncelerin kaynağı ne? El ne der, arkamdan ne söylerler, beni istemezlerse ne yaparım, ben onlarsız bir hiçim, toplumda bir yerim yok, ağzımı açtığımda kimse dinlemez gibi hep dışarıdan gelen eleştiriler (ya da bizim zihnimizin ürünü olan ama kaynağı dışarıda olan), beğenmemeler, onaylamamalar bizim ne yapacağımızı belirliyor ise o zaman hayatımızın kontrolü bizde değildir, tüm yaşamımız seçimlerimiz bu işlevsiz düşüncelerle kontrol ediliyordur. Bunu değiştirmenin tek yolu önce bu durumun farkına varmaktır. Eğer fark ettin ve değiştirmek istiyorsan zaten ilk adımı atmış oluyorsun.

Diğer Yazılarım

Bir Cevap Yazın

Dr. GÜNAY ŞAHİN DALGIÇ Romatoloji Uzman sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Dr. GÜNAY ŞAHİN DALGIÇ Romatoloji Uzman