Bir konuda ilerleyemeyen, kilo veremeyen, sigarayı bırakamayan, hastalığı ile ilgili şikayetleri hiç değişmeden kalan, derslerde başarılı olamayan, başladığı işi bitiremeyen ya da hiç başlayamayan yani hep başaramıyorum, yapamıyorum, olmuyor mottosu ile gelen bir hasta, danışan olduğunda benim ilk sorum genellikle ‘neler yaptın, neleri denedin, hangi yollardan yürüdün ve olmadı’ olur. Sonrasında o yöntemlerin, uygulamaların, tercihlerin, yolların onun kendi seçimi mi yoksa başkalarının tavsiyesi, yol göstermesi mi olduğunu anlamaya çalışırım. Birtakım sorunları ya da sorun olarak gördüğümüz şeyleri, bazen de bizim için sorun olmayan ama çevremizdekiler için, toplum için, genel geçer koşullar-kurallar için sorun olan şeyleri değiştirmek için çaba gösterirken başkalarının çözüm yollarını kullanmayı seçeriz. Aslında bunda bir sakınca da yoktur, denenmiş, işe yaradığı gözlemlenmiş çözüm yollarını seçmekte hiçbir sıkıntı yok. Ancak hep o yolları izlemiş ama istenilen noktaya ulaşamamış isek ne olacak? İşte o zaman eli taşın altına sokup kendi yolumuzu bulacağız.
İlk yapılması gereken, bu durum benim çözmek istediğim bir şey mi, yoksa aslında benim için bir mesele değil ama annem, babam, sevgilim, öğretmenim yani ben olmayan ama benim yaşamımın önemli bir parçası olan biri için mi bunu yapmaya çabalıyorum sorusuna yargısızca bakmaktır. Eğer bu değişim dışsal bir zorlama, kendimiz dışında birisini memnun etme arzusu ile yapılıyorsa başarısız olma, sonuca ulaşamama nedeni bu olabilir mi yani benim aslında bunu istemiyor olmam. Bununla yüzleşmek kişiyi rahatlatır, daha yargısız bakar duruma ve seçim yaparken tüm seçenekleri (yani ben bunu istemiyorum o yüzden de yapmıyorum bilgisini kendisine ve bunu talep edene deklare etme tercihi) gözden geçirebilir.
Kendisi istiyor ve gene olmuyorsa o zamana kadar yapılan seçimler, hangi koşullarda yapıldı, onun seçtiği yollar mıydı bunlar yargılamadan gözden geçirilip peki şimdi ne yapmak istersin, nasıl bir yoldan ilerlemek sana daha uygun, daha sana göre denilip seçimini farkındalıkla yapması, sonra yaptığı seçimin ona getireceklerini ve götüreceklerini fark ederek mi yaptı bu tercihi onu da gözden geçirmesi sağlanır. Hepsi kişiye uygun ise en son bak bakalım bu yeni yolda ilerlerken neler görüyorsun, neler duyuyorsun, neler hissediyorsun, sen nasıl etkileniyorsun, bir de bak bakalım yaşamına dahil olan insanlar (aile, arkadaş, iş çevresi) nasıl etkileniyor diyerek seçiminin olası sonuçları ile yüzleşmesi ve hala ona uygun ise devam etmesi söylenir.
Hastalıklara gelince eğer hasta her şeyi yaptığını ama bir türlü iyi olmadığını söylüyor ise peki o zaman neyi yapmadın ki iyi olma haline ulaşamıyorsun diye sorulup yapmadıkları ile yüzleştirilebilir. Evet ilaçlarımı hep içiyorum ama egzersiz yapmıyorum diyebilir. Sizin tarafınızdan yargılanacağı endişesi olmazsa yani objektif, tarafsız, yargısız dinlediğinizi bilirse daha kolay olacaktır yüzleşmeler. Peki egzersiz yapmıyorsun istemiyor musun yoksa istediğin halde mi olmuyor denilebilir. İstediği halde yapamıyor ise seni engelleyen şeyler var mı, bunlar neler diye ilerlenebilir.
Yani sorunun, ulaşılamayan hedeflerin, yapılamayanların, hep yapılanların önümüzdeki durumun adı ne olursa olsun olmazsa olmazımız yargısız yaklaşmak, çözümü bireyin kendisinin bulması için ona alan açmak, görüş alanı net değil ise gereksiz olan bilgileri süpürmek, gözün önünde perde varsa açmak bütünsel yaklaşımın temelidir
.
Ankara’da muayenehanemde danışanlarımla buluşmaya başladığımdan beri bir romatolog olarak bu yargısız alanı yaratmaya ve danışanlarımı o alanda güvende tutmaya hizmet eden bütünsel tıp yaklaşımı ile mesleğimi icra etmeyi sürdürüyorum.
