Bedensel farkındalık yolculuğu zor ve meşakkatlidir. Odaklanmak ister. Ama önce her gün bilinçli olarak, belki hatırlatıcı kullanarak (bilgisayarınızın bir kenarına ‘bedenine bak’ ya da ne demek isterseniz onu yazan bir post it yapıştırmak, telefonu kurmak, bize bu konuyu hatırlatsın diye aldığımız bir bilekliği takmak gibi) yapmamız gerekeni yapıp bedenimizi ve ondan gelen mesajları fark etmek ödevimizi yapmalıyız. Sonra hiç bunlara gerek olmadan da o alışkanlığı edindiğimiz için bilinç dışı bir şekilde bunu yapmayı sürdürdüğümüzü fark ederiz. Bedenimiz bizim evimiz, en güvenli yuvamız onun ihtiyaçlarına gözümüz, kulağımız ve kalbimiz açık olmalı. Nasıl ki çocuğumuza su içmesini, sürekli oturmamasını, düzenli beslenmesini anımsatıyoruz önce kendi bedenimiz için bunları yapalım. Eğer bunları biz zaten yapıyorsak çocuğumuza bir şey söylememize (ki zaten söyleyince yapmıyorlar) gerek olmaz, ona örnek olmuş oluruz.
Peki bunu yapmayı başardık ve bedenimiz bize ağrısı olduğunu söyledi. Eğer bunu fark etti isek beden bilir ki bu farkındalıkla zaten ilaç içeceğiz, gerekirse doktora gideceğiz, onunla ilgilenip iyi olmasını sağlayacağız. Bunu bilmek kendi bedeninle zihnin arasında sağlıklı bir ilişki kuracak ve beden ve zihin kendini güvende hissedecek. Tüm bunlar gerçekleştiğinde kalbin, bedenin ve zihnin aynı hizada buluşup o sırada amacın, hedefin ne ise ona odaklanmanı sağlayacak.
Bu farkındalığa ulaşmış bir zihinde bedenin bilecek ki her acı, ağrı geçecek, hiçbir ağrı sonsuza kadar devam etmeyecek. Gene bilir ki, zihin bunu çözmek için harekete geçecek, gerekeni yapacaktır. Bunu bilen, güvenen kalp ve beden de iyi olmak için elinden geleni yapacaktır.
