Dertleri, tasaları, sorumlulukları, takıntıları, alışkanlıkları yani özünde yaşamımızı kısıtlayan, alanımızı daraltan, bizi hep endişe alanında tutan ‘of ya bıktım’ dediğimiz şeyleri öylece bırakabilseydik ne olurdu? Hastalıkla gelenleri, ekonomik sıkıntılarla gelenleri, taşınma ile gelenleri, dedikodularla gelenleri, işle gelenleri, eşle gelenleri, aileyle gelenleri, say say bitmez ordan, burdan gelenleri hepsini ‘yeter be’ deyip bıraktığınızı hayal edin. Devamı….
Hastalık bazen bir konfor alanı sunar ve ikincil kazanç sağladığı için de kolayca o alandan çıkılamaz. Peki ne yaparak bu alandan çıkarız? Hasta sıklıkla o alanda olduğunun bilinçli farkındalığında değildir. Elbette ki iyi olmak ister, sağlıklı olmak, ağrısız olmak, sabahları iyi uyanmak ister ama sadece hastalıkla, hasta olma hali ile ona sunulan, ilgi, sevgi, Devamı….
Gerçekten öyle mi? Yani kısmetimiz niyetimizle her zaman örtüşür mü? Bir şeyi gerçekten istersek olmasına niyet edersek o gelip bizi bulur mu? Yani armut pişip ağzımıza düşer mi? Hangimizin başına gelmedi ki o gün bir şey aklımıza düşer örneğin şu arkadaşımı görsem, şunu yesem deriz ve bir mucize olur arkadaşımızı görürüz, o yemeği yapmayız Devamı….
Yıllardır sigara içiyorsun, ailende birçok kişi kanser olmuş ve hatta baban akciğer kanserinden ölmüş ya da kardeşin senden genç ama geçen sene 4 damar baypas olmuş. Ne oluyor da, hala nasıl akıllanmıyorsun da günde iki paket sigara içmeyi sürdürüyorsun. Hiç mi aklın yok, intihar mı etmeye çalışıyorsun. Hadi kendini düşünmüyorsun aileni, çocuklarını, yakınlarını, arkadaşlarını Devamı….
Bugün biraz yastan bahsetmek istiyorum. Yas Türk Dil Kurumu tarafından; 1.Sevilen birinin ölümünden ya da yurdun, ulusun uğradığı bir felaketten duyulan derin acı. 2.Bu acıyı gösteren davranış olarak tanımlanmış. İkinci şık daha açıklayıcı geldi yani kaybın yol açtığı acı tarafından yönlendirilen, belirlenen, güdülenen davranış. Sadece sevilen birinin kaybı ya da ulusal felaketler için Devamı….
Önceki yazılarımda da sıkça üstünde durduğum bir konu bu. İyi olma halini hastanın tanımlamasını sağlamak. Bu neden çok önemli çünkü eğer hekim kendi tanımının peşinden giderse ona ulaştığında bunun hastanın da iyi olması olduğu yanılsamasını yaşar. İyi olma hali sadece şiş eklemin rahatlaması, bağırsak alışkanlığının düzelmesi, tansiyon ölçümlerinin normal olması, bulantının geçmesi, kanserli meme Devamı….
Duygularımız bizi tamamlayan, bize anlam yükleyen, davranışlarımızı yönlendiren, bizi biz yapan parçamız. Gerçekten bu böyle mi? Yoksa duygularımız bizi esir alan, her davranışımızı, her düşüncemizi kontrol eden bizi bize bırakmayan parçamız mı? Duygularımız biz miyiz yoksa biz duygularımız mı olmaya çabalıyoruz? Duygularımız bedenimizi, eğer varsa bir hastalığımız onu nasıl etkiliyor? Duygular elbette sihirli Devamı….
Zihin ve duygu ile çalışmak zordur. Zihnimizde aynı anda binlerce şey vardır, daldan dala atlar, bazen aynı düşüncede sıkışıp kalır, binlerce senaryo yazar, kendini haklı ya da haksız çıkarmaya çalışır, kendisi ya da yaptıkları için, olmuş olanlar ya da olasılıkla olacak olanlar ya da asla olmayacaklar için gerekçeler bulur. Ben yazarken yoruldum zihnimiz her Devamı….
Bir konuda ilerleyemeyen, kilo veremeyen, sigarayı bırakamayan, hastalığı ile ilgili şikayetleri hiç değişmeden kalan, derslerde başarılı olamayan, başladığı işi bitiremeyen ya da hiç başlayamayan yani hep başaramıyorum, yapamıyorum, olmuyor mottosu ile gelen bir hasta, danışan olduğunda benim ilk sorum genellikle ‘neler yaptın, neleri denedin, hangi yollardan yürüdün ve olmadı’ olur. Sonrasında o yöntemlerin, uygulamaların, Devamı….
Kendimize şu soruları sormaya başlayalım: Tam şu anda bana ne oluyor? (bedensel farkındalık için yapacağız, zihinsel ve duygusal farkındalık zor elde edilir, bedensel farkındalık egzersizini her gün 1-2 kez yapmaya başlarsak giderek alışkanlık elde edip daha sık fark ederiz ve aylar yıllar içinde bedenin hemen her an farkına varıp aynı zamanda beden bir halde Devamı….
